Amatör bir ruhla hazırlanmış zengin bir sitedeyiz: www.dilbilimi.net
Sitenin mimarı Mustafa Altun. Zengin bir içerik, sade bir tasarım ve bibliyografya ve link cenneti ile karşı karşıyayız.
Sitenin amacı dilbilim ve Türkoloji konularında çevrimiçi içeriği sistemli bir hale getirmek. Mustafa Altun’un vizyonu hakkında bilgi edinmek için ise sol sütundaki “dilbilimi araştırma önerileri” başlığına gidilebilir.
Belki turkology.wordpress.com olarak hayatımı bu sitedeki linkleri incelemeye adamalıyım.
Bağımsız, Bibliyografya, Kişisel siteler, Link arşivi, Veritabanı kategorisinde yayınlandı | Etiketler Bibliyografya, Dil bilimi, Dilbilim, linkler, Mustafa Altun | » yorum bırak;
Turfan’daki Eski Uygurca yazmaları digital ortamda okura sunan başka bir site de yine Alman:
http://www.bbaw.de/forschung/turfanforschung/dta/index.html
Bu adreste VATEC’in yanı sıra online Eski Türkçe yazma içeriği sunan başka koleksiyonlara da ulaşılabiyor.
http://titus.uni-frankfurt.de/indexe.htm?/index.htm#Dtabelle
Akademik, E-kitap kategorisinde yayınlandı | Etiketler Eski Uygurca, Turfan, yazma | » yorum bırak;
Kazak Kültür ve Medya Bakanlığının dil komitesince (ҚР Мәдениет және ақпарат министрлігінің Тіл комитеті) hazırlanmış olan “Türik bitig” sayfası Eski Türkçe dostları için:
http://irq.kaznpu.kz/?lang=e&mod=1
Veritabanında 51′i Orhon, 106’sı Yenisey, 13′ü Talas ve 38′i Turfan metinleri olmak üzere 293 metin bulunuyor.
Sitede ayrıca Kazakçanın 783 kelimelik bir etno kültürel sözlüğü ve 2353 kelimelik bir Eski Türkçe-Kazakça sözlük bulunuyor.
Tabii site bunlarla sınırlı değil Altay, Kazakistan, Fergana bölgelerinde bulunan kaya resimleri ve yazılarının görseller, fontlar, Orhon alfabesi, gibi materyallerle zengin içerikli bir site.
Kaynak listesinin yanı sıra pdf formatında Eski Türkçe kaynakları da siteyi güzelleştiren diğer içerik:
http://irq.kaznpu.kz/?lang=k&mod=8
NOT: Neden Türk değil de Türik? Çünkü Kazakça kelime sonunda çift konsonanttan hazetmez, araya bir dar vokal koyar. Mesela: arş>ğarış. Bizdeki “ömr>ömür” olayı…
Akademik, Bibliyografya, E-kitap, Veritabanı kategorisinde yayınlandı | Etiketler ekitap, Kazakistan Til Komiteti, Köktürk, Orhon, pdf, Talas, Turfan, Yenisey | » yorum bırak;
Amaçlarını Çuvaş interneti “Chăvashtet”i geliştirmek olarak belirleyen topluluk, Çuvaş halkı, dili, ülkesi ve kültürü ile ilgilenenleri sitelerine davet ediyor ve varsa sorularını cevaplıyorlar. Sitede Çuvaşistanla, Çuvaş kültürü, tarihi ve dili ile igili sayfalar bulunuyor.
http://en.chuvash.org/e/41626f7574
Site anasayfada Çuvaşça, Rusça, İngilizce ve Esperanto dil şeçeneği sunuyor.
Siteye üye olarak yazı gönderebiliyor, sitenin gelişmesine katkıda bulunabiliyorsunuz. Türkoloji öğrencileri sitenin Türkçe versiyonunu hazırlasa, mesela…
Busayfadan yine Çuvaşlarla, daha doğrusu Çuvaşça ile ilgili bir hazineye geçiyoruz:
http://ru.samah.chv.su/
Enfes bir Çuvaşça-Rusça çiftdilli online sözlük. Buraya da üye olmak mümkün.
Bağımsız, Bibliyografya, Sözlük, Veritabanı kategorisinde yayınlandı | Etiketler Çuvaş, Çuvaşça, Çuvaşistan, Chuvash, online sözlük | » yorum bırak;
http://www.helsinki.fi/~tasalmin/europe_report.html adresinde UNECSO’nun kaybolmakta olan diller Kırmızı Kitabı-Avrupa kısmının içeriği bulunuyor. Sayfayı hazırlayan Tapani Salminen.
Bu sayfada Türk dillerinden Çuvaş, Başkurt, Nogay, Gagauz, Kalmık dilleri “endangered”, Kırım Tatar ve Karaim dilleri ise “seriously endangered” olarak işaretlenmiş.
Listede Ayrıca Yahudi Türk dilleri kategorisinde gösterilmiş olan Krimchak, 10 kişiden daha az konuşur sayısıyla, “neredeyse yok olmuş”, Kafkas Türkmencesi diye tanımlanan Trukhmen dili ise “tehlikede” olarak nitelenmiş. Bu sitedeki bilgilerin 1993 yılına ait olduğunu da belirtelim.
Dillerin kaybolmakta olup olmadığı konuşurlarının sayısı, yaşları, cinsiyetleri ve dili bilme dereceleri ile değerlendiriliyor. Dilin konuşurları arasında çocuklar bulunup bulunmadığı tehlikenin boyutlarını haber veriyor.
Sitenin içeriği Türkiye’deki kaybolmakta olan diller açısından da incelenebilir.
Akademik, E-kitap kategorisinde yayınlandı | Etiketler Çuvaş, Başkurt, Gagauz, Kalmık, Karaim, kaybolmakta olan diller, Krimchak, Kırım Tatar, Nogay, Redbook, Trukhmen, UNESCO | » yorum bırak;
Kazakistan Kültür ve Medya Bakanlığının dil komitesi “memlekettik til portalı” adıyla bir site yayınlıyor: til.gov.kz
Bizim Türk Dil Kurumu tipinde bir yapılanma olduğu anlaşılan kurumun sitesinde, kurumsal bilgiler, fotogaleri ve haberler dışında Kazakça ile ilgili bazı hizmetler sunulmuş: Sözlükler, metinler, terim sözlükleri… bir de büyük metinleri saklamak için bir sistem.
Menüyü dolaştığımızda karşımıza önce “dil hizmetleri” çıkıyor. Birinci sırada Büyük Kazakça, Rusça, İngilizce sözlük veya küçük çaplı tercüme programı benzeri bulunuyor. Daha önce kısaca bahsettiğimiz “sozdik.kz” ile karşılaştırdığımızda til portali sözlüğünün daha zengin olduğunu görüyoruz.
İkinci sırada terim sözlükleri bulunuyor. Vikidictionaries’e yönlendiren sayfada sınırlı sayıda alanın sınırlı kelime listeleri var.
Kazakistan’la ilgili multimedya ansiklopedi, Kazak fontları, medya taraması yapan bir sayfa, testler, teknik Kazakça, Kazakistan’da yaşayan dillerle ilgili bilgiler, tarih ve kültür vakfına ait bilgiler, ve yukarıda bahsettiğimiz “hacimli metinleri yükleme, saklama, arama ve değiştirme sistemi” sitede bulunan bilgi ve hizmeterden bazıları.
Kril, Latin ve Arap harfleri ile Kazakça seçeneklerinin yanında İngilizce ve Rusça dil seçenekleri bulunuyor.
Portal, Sözlük, Veritabanı kategorisinde yayınlandı | Etiketler Kazakça, Kazakistan Til Komiteti, multimedya ansiklopedi, Sözlük, terim | » yorum bırak;
George Eastman House Still Photograph Archive’de 1890′lardan kalma İstanbul fotoğrafları bulunuyor:
http://www.geh.org/ar/chus/turkey/chusseau-tur_sum00002.html
Sanat, Veritabanı kategorisinde yayınlandı | Etiketler 19. yy, fotoğraf, siyah-beyaz, İstanbul | » yorum bırak;
Bugün önünde saygı ile eğildiğimiz bir projenin sayfasındayız: Vorislamische Alttürkische Texte: Elektronisches Corpus
Uygur harfli Türkçe metinlerin online veritabanı olan bu proje araştırmacıların metinlere doğrudan ulaşmasına olanak veriyor. Henüz üzerinde çalışılmamış Uygur harfli orijinal metinleri bu siteden mükemmel bir kalitede okumak mümkün. Üzerinde çalışılmış metinlerin ise transliterasyonları görülebiliyor. Soğd ve run alfabeleri ile birkaç metne de ev sahipliği yapan sitede online arama yapılabiliyor. Veritabanında transliterasyonu bulunan kelime ve ekler aranabiliyor. Hangi ek hangi kelime ile kullanılmış gibi sorulara cevap bulunabiliyor; bir çeşit interaktif dizin.
Akademik, Sözlük, Veritabanı kategorisinde yayınlandı | Etiketler Altun Yaruk, Berliner Turfantexte, Chuastuanift, Eski Uygur, Hüan Tsang, Irk Bitig, Maitrisimit, Marcel Erdal | » yorum bırak;
Johns Hopkins Üniversitesi Yakındoğu çalışmaları bölümü 1883′te kurulmuş. Bölümün araştırma alanları Kuzeybatı Semitik dilleri ve edebiyatları, İncil çalışmaları, Mısır, Asur, antik hukuk ve yakındoğu arkeolojisi.
Yakındoğu uygarlıkları üzerindeki çalışmalarını, antik yazılı kayıtlar ve maddi delilleri modern inceleme yöntemleri ile değerlendirmek suretiyle yürüttüklerini söylemişler anasayfalarında. Kaynakları orijinalinden değerlendirmek amacıyla dil ve yazı tipleri programın ana konuları olarak belirlenmiş: http://neareast.jhu.edu/index.html
Sümerce ile, gavurca tabiri ile yakındoğu arkeolojisi ile kimler meşgul oluyor neler yapıyorlar merak ederseniz uğrayacağınız sayfa “resources” tabii ki: http://neareast.jhu.edu/resources.html
Bu sayfada orijinal Sümerce metinlere ulaşılabilecek linkler verilmiş.
Bu tip imkanları görünce aklıma ilk olarak, mesela yirmi otuz yıl önceki araştırma şartları geliyor. Yaşlanıyorum galiba…
Akademik, Link arşivi kategorisinde yayınlandı | Etiketler arkeoloji, Johns Hopkins Üniversitesi, Sümer, yakındoğu | » yorum bırak;
KABLO HİKAYESİ
Doksanlı yılların sonunda eski Sovyet ülkelerinin hoş havasını teneffüs edenler bilirler, o yıllarda henüz Sovyet’in tadları, dokuları henüz canlılığını yitirmemiştir. Yoldan geçen açık tenli kızın Suç ve Ceza’daki Sofia olmadığına kendinizi ikna etmeniz biraz zaman alır. İnsanların yüzleri, konuşmaları, dükkânlar, evler, caddeler Sovyet’tir ve etnokültürel detaylar sostan ibarettir. Bütün Sovyet aynı okullarda aynı sıralara aynı üniformalarla oturmuş, aynı kütüphanelerde aynı kitapları okumuş, aynı evlerde aynı saatlerde aynı programları seyretmiş, aynı esprilere gülmüştür. Ama tüm bu ülkelerde herşeyden daha aynı olan devlettir. Devlet dairelerine yolu düşenler Sovyet’i daha yakından görmüş, daha derinden hissetmiştir. Devlet daireleri bütün bu ülkeleri kaplayan yarı saydam bir canavardır. Bu canavar tek bir iradedir. Özbekistan’ın bir köyündeki postahane memuresi ile Letonya’daki üniversitenin öğrenci işleri şefi aynı durum karşısında aynı tepkiyi verebilir: Eğer birini tanıyorsan hepsini tanıyorsun demektir.
Doksanlı yılların sonlarında her ne kadar bu canavar hâlâ işbaşındaydıysa da, Sovyet’in ruhu artık devlet dairelerinden de çekilmeye başlıyordu. Sovyet’in tanımlamadığı, toplumun hayatına giriş şeklini tespit etmediği bir fenomen devlet dairesinin yumuşak karnıydı. Bu fenomen internetti.
Sovyet mizahına aşina olanlar Sovyet ve internetin kesişmesi hâlinde yaşanabilecekleri az çok tahmin ederler. Ben kendi payıma düşenle bu edebiyata bir katkıda bulunmak istedim: Burada anlatacaklarım ayniyle vakidir.
Doksanlı yılların sonunda şirin mi şirin bir Sovyet kasabasında bir babuşkadan aylığı 30 dolara kiraladığım 1+1 evimde masa üstü bilgisayarımdan dial up internet bağlantısı kullanıyordum. Üstelik bağlantım Türkiye’dekinden daha pahalı veya daha yavaş değildi. Arada bir bağlantı kesilir gibi olursa sabit telefona paralel bağladığım internet kablosunun duvardaki kabolarla bağlantısını söküp takıyordum; vot, bağlantı geri geliyordu.
Sovyet’te yaşamanın bilincinde olarak işlerin böyle yolunda gitmesi konusunda şaşkındım. Şaşkınlığım yavaş yavaş azalır gibi olmuştu ki ilk sorun telefon faturasında belirdi; ayda saatlerce internete girmiş olamama rağmen ayrıntılı faturada en küçük bir tutar yazmıyordu, sanki intenet bedavaydı… Benden başka evinden internete bağlanan kimseyi tanımadığım için karşılaştırma şansı da bulamadım. Başıma gelebilecek kabuslardan kaçınmak için erken davranıp konuyu sormak üzere telefon şirketine gittim. Pek sık rastlanan bir durum: Bir başkasının hattı ile benimki karışmış, onlar da itiraza gelmiş, vs. vs. Ben kendi faturamı ödedim, bana gelen faturayı da onlara ibraz edip eve döndüm.
Fatura sorunu çözülmüştü ama bir süre sonra internet tamamen kesilmişti. Ne yaparsam yapayım internete giremiyordum. Günler haftalar boyu uğraşmama reğmen internete giremiyordum. Antrenin duvarında tavana yakın uzanan telefon bağlantı kutucuğunda sonlanan kabloları belki saatlerce seyrettim ve yüzlerce kez söktüm taktım. Olmuyordu… Daha önce fatura sebebiyle gittiğim telefon işletmesine mecburen tekrar gittim. Şehirde evinden internete giren tek kişi olduğumdan olsa gerek beni unutmamış olacaklar ki irili ufaklı bütün memurların kapısında, bu konuda bilgi sahibi olmadıklarını söyleyebilsinler diye, yarımşar saat bekletildikten sonra amirleriyle görüşme konusunda ısrarcı olunca, bu kez daha uzunca bir süre amirin kapısında bekletildim. Amirle görüşmem ise korkunç geçti; yaşlıca hanımefendi bana bir dakikasını bile ayıramadı, benim ısrarlı sorularıma karşı “sizin faturanızı başkası ödüyordu, biz uyarmasak ses çıkartmayacaktınız” diyecek kadar ileri gitmesine rağmen internet bağlantımı bana geri verebilecek tek kişi o olduğu için sabrılı ısrarıma devam ettim. Ben de muvazenemi “Benim internet bağlantımı hattımızın karıştığı o kişiler kesmiş olabilir mi” diyecek kadar kaybetmiştim. En sonunda koridorlarda arkasından sürüklendiğim kadın bana döndü ve dedi ki: “Sizin yüzünüzden onların telefonları saatlerce meşgul oluyordu ve en sonunda telefonlarını uluslararası aramaya kapattırdılar.” Ben ısrara devam etmek, vazgeçmemek, oradan internet sorunumu çözmüş olarak çıkmak istiyordum ama söyleyecek birşey de kalmamıştı, hiçbir şey anlayamadan sustum; o da bunu fırsat bildi ve karanlık kroidorda kayboldu gitti.
Başım önümde ne yapacağımı düşüne düşüne eve dönerken kendi kendime gülmeye başladım. Bu muydu, ya… Koşarak ve gülerek eve döndüm, kabloları bir kez daha söktüm, internet kablosunu söktüğüm, duvardan gelen kablonun ucunu güzelce kapattım. İnternet kablomu duvardan gelen ikinci kabloya taktım, bilgisayarı açtım ve evet: Internet geri gelmişti, hiç şaşırmadım.
Bunca zamandır Sovyet’te yaşayan biri olarak bir başkasının telefon hattının benim evimin içine sallanabileceğini nasıl da akıl edememiştim. Benim faturam onlara gidiyordu, onların telefonları saatlerce meşgul oluyordu (evet ADSL’den önce, dial up bağlantı diye birşey vardı ve telefon hattını meşgul ediyordu) ve son olarak onlar telefonlarını uluslararası görüşmeye kapatınca benim de internetim kesilmiş oldu. Bir başkasının telefon hattının ucu benim evimin içinde, benim telefon hattımın diğer kablosu gibi sarkıp duruyordu ve ben kabloyu ısrarla ona bağlıyordum…
Diğer kategorisinde yayınlandı | Etiketler hikaye, Sovyet | » yorum bırak;